baslik
YOL

BU GERiCi DÜZENi ASLA KALICILASTIRAMAYACAKLAR / 27 Haziran2018

HAZİRAN YOLA ÇIKTI / 13 Mayis 2018

http://www.odpalmanya.com/, 24 Ocak 2018

17 Aralik 2017 11. ÖDA Kongresi

Ne geçmiş tükendi, ne yarınlar!


Özgürlük ve Dayanisma Almanya Platformu 11. Kongresini üyeleri, dostlari ve davetli misafirlerinin de katilimiyla basariyla tamamladi.
Hoch die internationale Solidarität!

17 Aralik 2017, Duisburg

Parti Meclisi Sonuc Metni 2-3 Aralik 2017

17 Aralik 2017 11. ÖDA Kongresi

17 Aralik 2017 11. ÖDA Kongresi

Kucaklaşma Çağrısı


oda_logo Özgürlük ve Dayanışma Almanya geçen ay kongre ve konferans çağrısı yaptı. Konferans çağrı metninde, avrupada yükselen ırkcılık ve ülkemizdeki gerici, mesebci AKP ikdidarının batı avrupadaki uzantıları ile daha etkili bir mücadale vurgusu öne çıkmakta. Batı avrupada yaklaşık 38 yıldır yürüttüğümüz mücadelenin birikimleri üzerinden ikili siyasi görevleri ekseninde zor bir geleceğin bizleri beklediği aşikardır. Elbette şimdi geçmiş günlerin büyülü ve kalabalık kitlelerinden yoksunuz. Yine biliyoruz ki zamanın kötü ruhunun ters yüz ettiği bir dönemdeyiz.

40.cı yılında bizlere çok önemli devrimci bir mirası devreden hareketimizin bir parcası olduğunu unutmamamız gerekiyor. Arkamıza aldığımız bu devrimci mirasın güçüyle yarınların üstesinden geleceğimize inançımız tamdır. Bu çerçevede Özgürlük ve Dayanışmanın Aralık ayında çağrısına kitlesel bir yanıt vermek için, yoğun bir çalışma temposuna girmemiz gerekiyor. Bütün Özgürlük ve Dayanışma kurumları 17 Aralık 2017‘de bu buluşmaya odaklanmalıdır. Çünkü bu etkinliğimiz kongere ve konferans ötesinde büyük bir buluşmayı içeriyor. Bu buluşma, küçük hesapların, her türden kariyerizmin ve küskünlüklerin, bir köşede durmanın geride bırakılarak, hepimizin yeniden kucaklaşacağı bir gün olmalıdır. Önümüzdeki dönemin siyasi görevlerinin üstesinden gelmenin başka bir yolu yoktur.

Fehmi İşleyen

Mehmet Ali için


Ölüm dediğin yitip gitmektir. Sende aramızdan gittin böyle sessiz sedasız. Her ölüm aslında geride kalanların yüreğine bir parça acı bırakır. Bizde simdi bu acıyı yaşayacagız. Biliriz yitip gidenlerin ardından bildik klasik sözler sarf edilir, ama yinede bir şeyler senin içinde yazmak gerekir Mehmet Ali. Sonuçda doğduğundan ölüm tarihine kadarki dilim senin tarihindir. Bu tarih diliminin bir dönemine tanıklık etmiş olmak benim için bir şanstır. Bu şansımı kullanarak senin arkanadan kısaca bir şeyler yazacağım.

Mehmet Ali ile 80'li yıllarda Almanya’da devrimci mücadele içerisinde tanıştık. Bedensel engelli bir arkadaşımızdı, fakat engelli oluşu onun için, hiç bir şeye engel değildi. Bütün gücüyle devrimci mücadelenin görevlerini yerine getirme çabası içinde oldu. 90'lı yıllarda tartışma süreci dönemi ve Almanya Özgürlük ve Dayanışma platformunun örgütlenmesinde önemli roller üslendi. Bütün bu süreçlerde onun gösterdiği performens gerçek manada örnek teşkil edecek niteliktedir.

Bende uzun zamandır vucudumu engelli hale getiren bir hastalıkla uğraşıyorum. Çok zor olsada devrimci mücadeleden kopmama uğraşı içindeyim. Bu yüzdendir ki ondan bize geriye kalan, devrimci mücadele engel tanımaz anlayışını örnek alınması gerektiğine inanıyorum. Siyasi anlamda zaman zaman farklı düşünüp, ayrı durduğumuz dönemler olsa da, 40 yıllık siyasi hareketimizin bir parçası olmaktan hep onur duyduk. Mesele eğer, devrimci hareketimizse, gerisini hep tefarruat bildik. Uzun yazmak yerine, kısaca seni anlatmaya çalıştım.

Yıldızlar yoldaşın olsun!

Fehmi Isleyen


Almanya'da Sol Parti "DieLinke"gücünü artirarak secimleri basariyla tamamladi.

"Sosyal Devlet" poltikasindan uzaklasan iktidardaki CDU/CSU ve SPD'nin oylari azalirken, irkci parti AfD Alman Parlemontusunda



ÖDP, 15 Temmuz darbe girisimi ve OHAL’in ilan edilmesinin üzerinden gecen bir yili degerlendirdi.

   

Nein zur Gefangenschaft der Schriftsteller, Journalisten, Abgeordneten!

Nein zur Ausgrenzung von Akademikern!

Nein zur Missachtung der Frauen!

Nein zur Vergewaltigung und zum Kindesmissbrauch!

Nein zu Krieg. Waffen bringen keinen Frieden!

Nein zum autokratischen Regime!

Nein zum Ein- Parteien- Monopol!

Nein zur Abschaffung des türkischen Parlaments!

Nein zum unkontrollierten Regierungssystem!

Nein zur kapitulierten Justiz!

Nein zur zunehmenden Wirtschaftskrise!

Nein zum Terror!

Nein zur Zerstörung der Umwelt!

Nein zur Zerstörung gemeinsamer Werte!

Nein zum Separieren verschiedener Bevölkerungsgruppen!

Nein zur Unterstützung eines künftigen Diktators!


Für unsere Zukunft.
AKP’Yİ VE SAVAŞI DURDURALIM
BARIŞI VE BİRARADA YAŞAMI SAVUNALIM
 
 
Erdoğan-AKP iktidarı ülkemizi dipsiz bir karanlığın içinde sürüklüyor.
 
Kendi iktidarını sürdürmek için, halka karşı topyekun bir savaş ilan eden AKP rejimi, bu savaşla tüm muhalefet dinamiklerini bastırmaya, halkı teslim almaya çalışıyor. 
 
Suriye’de emperyalizmin güdümünde etnik ve mezhepsel temelde geliştirilen iç savaşı körükleyen, ülkemizi IŞİD ve benzeri cihadist çetelerin üssü ve silah deposu haline getiren AKP, bugün de IŞİD’e karşı savaş adı altında içerde ve bölgede Kürt hareketine ve Kürt halkına yönelik bir savaş başlattı. 
 
Erdoğan’ın dağılan gücünü ve gerileyen iktidarını faşist baskı ve savaş ortamında yeniden tesis etmeye yönelik politikaları, her gün büyüyen şiddetle geliştiriliyor. Irkçı-cihadist çetecilerin, AKP rejiminin ucu karanlıktaki kontrgerilla unsurlarının da devreye girdiği güçlerle tüm direnme dinamikleri bastırılmaya çalışılıyor.
 
Görülüyor ki, AKP rejimi altında seçimin de parlamentonun da yargının da hiçbir anlamı kalmamıştır. Saray’ın merkezinde olduğu, AKP rejimi ülkeyi kendi tekelleştirilmiş baskı gücüyle yönetmektedir. 
 
İslami faşist AKP rejiminin durdurulması, savaş politikalarının önüne geçilebilmesi ancak, halkın örgütlü, birleşik mücadele mevzilerinin geliştirilmesine bağlıdır. 
 
AKP bu topyekun savaşı bugün Kürt hareketine yönelik bir saldırı dalgası üzerinden sürdürmektedir.  Siyasal alanı, askeri operasyonlarla kuşatmaya çalışan AKP, giderek kirli yöntemleri de devreye sokarak HDP’yi etkisizleştirmeye yönelmektedir.
 
Bunun sonucunda ülkemizde bir ölüm ve kan çemberi bir kez daha örülmektedir. Giderek genişleyen şiddet sarmalında AKP sivilleri katletmektedir. AKP bombaları Zergele Köyü’nün üzerine düşüp, 10 kişiyi katletti. 
 
Bu iflas etmiş savaş politikalarına dayanarak, siyaset alanını kuşatma çabalarına AKP son vermelidir. Yetkisi olmayan geçici hükümetin pek çoğu milletvekili dahi olmayan bakanları eliyle sürdürülen bu savaşın sonu yoktur. 
 
PKK, AKP’nin bu savaş politikalarını besleyen, toplumdaki bir arada yaşam zeminlerini zedeleyen eylemlere de son vermedir. 
Barış için mücadele bugün AKP karşısındaki tüm ilerici, demokratik halk kesimlerinin Gezi milyonlarının eşitlik, özgürlük ve kardeşlik taleplerinin savaşın ürettiği milliyetçilik zehri ile parçalanmasının da önüne geçecek bir eylem ve mücadele anlayışla mümkündür. Bir arada yaşam zeminlerine zarar verecek, demokratik siyasetin alanını daraltan eylem biçimlerine son verilmelidir. 
 
Taleplerimiz,
 
- Emperyalistlerin ve bölgesel işbirlikçi güçlerin güdümünde sürdürülen Suriye’deki savaşa son verilmelidir. Suriye’nin kaderini Suriyeliler belirlemelidir. 
 
-Emperyalizmin bölgemizdeki kanlı operasyonlarının üssü olan İncirlik ve tüm NATO ve Amerikan üsleri kapatılmalıdır. 
 
-AKP, IŞİD ve benzeri cihadist çetelerle kurduğu ilişkilerin, onlara taşıdığı silahların hesabını vermeli, eğit-donat adımlarıyla ülkemizin cihatçı çetelerin askeri üssü haline getirilmesine son verilmelidir. 
 
-AKP, askeri ve siyasi operasyonlara son vermeli, HDP üzerindeki baskıya son vermelidir. PKK silahlı eylemlerini durdurmalıdır. Kürt sorununun demokratik çözümü için TBMM’de şeffaf bir süreç başlatılmalı, tüm toplum kesimlerinin katıldığı, bir arada yaşama dayanan çözüm yolları aranmalıdır.
 
 
Özgürlük ve Dayanışma Partisi
Merkez Yürütme Kurulu
yagmaciyaoyverilmez

İHTİYAÇ EŞİTLİKÇİ, ÖZGÜRLÜKÇÜ BİRLEŞİK BİR SEÇENEĞİN İNŞASIDIR

Erdoğan, adaletsiz ve eşitsiz olmayan bir seçim sonucunda Cumhurbaşkanı oldu.

Devletin tüm imkanları seferber edildi. Ele geçirilmiş medyanın ve yandaş anket şirketlerinin manipülasyonları ekranları doldurdu. Erdoğan, her ağzını açtığında etnik, mezhepsel ve cinsiyetçi ayrımcılıkla halkı tehdit etti.

Erdoğan bütün bunlara rağmen ancak sınırda ve azınlık oylarıyla seçilebildi. Halkın çoğunluğu Erdoğan’a HAYIR dedi.

Bu sonuçla Erdoğan Cumhurbaşkanı olsa da işi hiç de kolay olmayacaktır. Ülkemizin geleceğini tümüyle teslim almaya yönelen politikalarına karşı önemli bir itirazın olduğu bu seçimde de görülmüştür.

Erdoğan’ın mezhepçi faşist diktatörlük arayışını güçlendirmeye yönelecek her adımı karşısında bu itiraz isyan olarak karşısına dikilecektir.

Öte yandan CB seçim sonuçları AKP’yi onun benzeri bir çizgide önleyebileceğini düşünen sağa açılma stratejisinin de iflasını ortaya koymuştur.

Bu sonuçlar kriz içerisinde ilerleyen mevcut durumu değiştirmemiştir. Ancak, değişmesi gereken bir durumu açık biçimde ortaya koymuştur. Birleşik bir direniş seçeneğinin yaratılması seçim sonuçlarının da önümüze koyduğu en acil görevdir.

Selahattin Demirtaş’ın başarısı bu anlamda bir işaret olarak okunabilir. Türkiye’nin bütününe seslenebildiği oranda etki alanını genişleten Selahattin Demirtaş’ın adaylığı tüm muhalefet dinamiklerini de kapsayan daha geniş tabanlı bir ortaklık olarak gelişebilseydi kazanılan başarının çok daha ötesine geçilebileceği görülmüştür.

Sol-sosyalist hareket açısından CB seçimi uyarıcı niteliktedir.

Önümüzdeki daha zorlu ve çetin geçecek mücadelenin ihtiyaçlarına yanıt verecek birleşik bir direnme zeminini ve seçeneğini hep birlikte inşa etmeliyiz. Eğer bu yaratılamazsa devrimci direniş imkanının umutsuzluk içerisinde boğulmasının önüne de geçilemeyecektir. Sol-sosyalist hareket bu sorumluluğunu yerine getirebildiği oranda etkili olabilecektir.

11.08.2014

Alper TAŞ                                                                Bilge Seçkin ÇETİNKAYA

Eş Genel Başkan                                                    Eş Genel Başkan

Asıl hesabı toplumsal muhalefet kesecek

MuftuogluOğuzhan Müftüoğlu seçimlerde asıl sorunun kime oy verileceğinden çok kime verilmeyeceği olduğunu söyledi. Seçim sonuçlarının meselelerin esasında bir değişim yaratmayacağına dikkat çekerek “Asıl hesabı toplumsal muhalefet kesecek” dedi.

Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili konuştuğumuz BirGün yazarı Oğuzhan Müftüoğlu, Erdoğan’ın seçimleri kazanması durumunda ülkeyi daha karanlık bir geleceğe sürüklemekten çekinmeyeceğini söyledi. Sol’daki oy tartışmalarına da değinen Müftüoğlu kime oy verileceğinden çok verilmeyeceğinin önemli olduğunu söyledi ve AKP’yle asıl hesabın toplumsal muhalefet tarafından kesileceğine vurgu yaptı.  Devami.

Haziran Direnişi Sürüyor, Faşizme karşı Mücadelemiz Büyüyor…

KIRMIZILI_KADINHaziran Direnişinden bugüne kadar aradan bir yıl geçti… Biz bir yandan ölenlerimizi toprağa vermekle meşgulken İktidar kendisini daha da otoriterleştirerek sürdürüyor. Licede ,kalekolların yapımına direniş sürüyor,Rojava da AKP ve diğer emperyalist asalakların desteğinde büyüyen IŞİD çeteleri çoluk çocuk demeden katliamlarına devam ediyor.Ama düne göre farklı bir duruş içine girmiş gelişen bu otoriterleşmeye,Kalekollara,Rojava katliamlarına  karşı direnen, direnmeyi öğrenen ve birlikte mücadelenin gerekliliğini görmeye başlayan halklar var şimdi. Yalanın, talanın,katillerin iktidar olduğu bir ülkede Direnme ve karşı çıkma meşru hakkını kullanmaktan daha normal bir şey yoktur. İktidarın hukuksuz ve uygunsuz şiddetine karşı direnenleri . . .

sypiza

Fransa, Almanya, Hollanda, Ingiltere, Danimarka, Finlanda ülkelerindeki fasist söylemler inat Yunanistan'da ΣΥΡΙΖΑ kazandi, halk kazandi!

Soma'da bulunan Eş Genel Başkanımız Alper Taş'ın paylaştığı izlenimler:

Alper_Tas_Soma1- Soma'da taziye ziyaretlerinde bulunduk. Halkın hem acısı hem öfkesi daha derinleşiyor. Soma'da, Savaştepe'de halk katliamı protesto etti. Başbakan'ın ve şirket yöneticilerinin açıklamalarına halk çok tepkili.

2- İşçiler hiçbir zaman insan yerine konulmamış. İşyerinde hep baskı görmüşler. Denetimler göstermelik. Göz boyama.

3- İnsanlar toprağından kopartılmış. Tarım ve hayvancılığın bitirilmesi insanları madende çalışmaya mahkum kılmış.

4- Ölen işçilerin hemen hepsi 40 yaş altı. Erken emeklilik umudu madende çalışmayı cazip kılmış.

5- Şirket en son sendikayı da her düzeyde ele geçirmiş. AKP-şirket-sendika ittifakı işçileri her düzeyde teslim almış.

6- Cuma hutbesinde her camide "acıları paylaşan" devlet yöneticilerine dua edildi.

7- Dışarıdan belirli kesimlerin durumu sabote edeceği, buna izin verilmemesi çokça işlenen bir konu.

8- Bölge halkının önünde zor bir süreç var. İlgiyi ve dayanışmayı uzun vadeli geliştirmek lazım.

ŞİMDİ SOMA'da ACIMIZ DERiN, ÖFKEMiZ BÜYÜK!
16 Mayis 2014
Deniz-Huseyin-YusufDeniz-Huseyin-Yusuf

Unutmadık!  Unutmayacağız!

Haziran’dan Önce Bir Parentez

oda_logoHaziran yaklaşırken, AKP diktatörlüğüne karşı  2013 Haziran direnişinin güzelliği geliyor aklımıza. Haziran 2013 hiç kuşkusuz tarihde büyük bir direniş olarak yerini alacak.

Haziran öncesi Mayıs. AKP iktidarinin kendinden önceki köklerine karşı, ta o dönemlerde devrimci isyan başlatmış olan Deniz ve arkadaşlarının idam edildiği bir ay Mayıs. Mayıs ayı aynı zamanda egemenlerin yönetme anlayışına karşı, devrimci bir yerel yönetim deneyinin, yani Devrimci Yol fikrinin Fatsa'da hayat bulmasına önderlik etmiş unutulmaz belediye başkanı Fikri Sönmez'in de ölüm yıl dönümüdür.

Bu yüzden, Mayıs ayını Cemal Süreyya'nin şu dizeleri gibi hissederiz yüreğimizde:
Daha bir dokunaklı gelir şarki şarkıdan,
Daha bir duygulu oluruz, ağlarız.

Gözümüzden akan yaşlar onlara olan özlem, saygı ve sevginin ifadesidir. Duygularımız ise, umudun daha da büyütülmesine işarettir. İste bu umutların birikimidir Büyük Haziran Direnişi.

Onların ayak izlerinden koşarak yaratılmış olan Haziran direnişinin gülümseyen yüzü ve uzun aradan sonra direniş çizgisinde cesaretin daha da büyüdüğü günleri yaşıyoruz. Deniz olup sokaklara daha bir kitlesel akıyoruz şimdi. Fatsa Fikri aradan gecen 30 yıla rağmen güncelliğini koruyor.

Cemal Süreyya ile kapatıyoruz parentezi:
“Daha bir sevgili gelir gün günden,
Daha bir yaşanacak buluruz yer yüzünü.”

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Fikri Sönmez'i bir kez daha saygıyla anıyoruz ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya - ÖDA

Sovyetler ve Fatsa - Fehmi İşleyen

FikriAbiBir iktidar organı olarak yerel Sovyetler deneyimi ve reel sosyalizm eleştirisinin de somutlandığı Fatsa deneyimi bugüne de devrim ve sosyalizm ufku taşımaya devam ediyor.

Kapitalizmin 20.yüzyılla birlikte tekelci aşamaya geçmesinin ardından, devletin değişen rolüne paralel olarak yerel donatım anlayışı da değişti.

Kapitalist toplumda devletin işlevi üretim devami

BirMayis

1 MAYIS’TA ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMANIN SESiNi YÜKSELTELİM

Kapitalizmin neoliberal uygulamalarının sonuçları olan, işsizlik, yoksulluk, ırkcılık ve ayrımcılıga karşı: inadına aşk, inadına Özgürlük Dayanışma, inadına devrim ve sosyalizm şiarlarıyla alanlara çıkıyoruz.

Bielefeld, Stuttgart, Berlin, Frankfurt, Duisburg, Hannover, Hamburg, Münih, Köln, Remscheid, Wuppertall, ... ayrıca Fransa‘da, Avusturya’da, İsvicre’de ve Holanda’da sokaklara çıkıyoruz, sesimizi yükseltiyoruz. 1 Mayıs’ta alanlarada ÖD kortejleri oluşturmak için bütün arkadaşlarımıza görevler düşmektedir.

Hepimize iyi çalişmalar diliyoruz.  

Yaşasın 1 Mayıs!

Özgürlük ve  Dayanışma Almanya - ÖDA

Ekim Ayının Ardından – Fehmi İşleyen

Ekim ayı, biz insanlar açısından önemli bir ay. Dünyanın ilk sosyalist devrimi, 1917 Ekim‘inde, Rusya’da yer yüzüne çıkar. Bugünden bakıldığında, hiç kuşkusuz sosyalizm adına uygulanan 70 yıllık pratiğe ilişkin değerlendirmeler ayrı bir tartışma konusudur. Yanlış uygulama süreçleri, Ekim Devrimi‘nin kapitalizmi yenerek, aşılabileceğini insanlığa gösteren ilk büyük devrimci pratik olduğunu ortadan kaldırmıyor.

Ekim‘den sonra, mevsimlerin bütün aylarına isyanlar yayıldı. İnsanların sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kavgası, yeryüzünün bütün devami

Bizim ustalığımız da budur usta: Direnmek! - Çağhan Kızıl

Kara geceden iner mapusa hasret ve kasvet. İçerde olmak değil, eli kolu bağlı olmaktır insanı eksik bırakan. İçinden çıkmak isteyen büyük bir uğultu vardır ama onun gürültüsünü duyuramamak koyar insana. O zaman gözler kapanır, ve istenilen yere varılır, kavganın tam ortasına. Eğer ülkeni mapusa çevirmişse zulüm, o zaman dostum, gözlerini açacaksın! Daha büyük bakacaksın, daha büyük koşacak, daha güçlü haykıracaksın! Dışarda mısın, dövüşenin yanında yani? Uzaktan bir ses duyarsın, büyür o ses, çığlık olur yükselir. Ölür Ali İsmail, doğar Ali İsmail’ler; ölür Ethem, doğar Ethem’ler. Bu ülkenin fidanlarını koparttılar ama ağaçlar yine de yeşerdi be usta, sen ağaçlarını sökmeye çalıştın ormanlar oldu bak etrafın. Şimdi ODTÜ’nün ormanına değiyorsun ya; ah usta ah, yanlış yapıyorsun! Tufan geliyor duymuyor musun? Direnişin tarihidir insanlık tarihi, umudun düşmanıdır sevgilim der Ahmet Arif, tanıdık da büyüdük sizi, merak buyurmayın! Yani direndik, direniriz! Yürüdük, yürürüz! Öldük, ölürüz! Kazandık, kazanırız! Hiç durmadan! Hiçbir şeye benzemez halkından korkanın korkusu, bugün merdivenleri polisinize bekletmeye başladınız ki halkın renkli fırçası değmesin sokaklara. Yaşamın rengini veren dayanışma kol geziyor işte sokaklarda, mahallelerde, ülkede! Siz savaş, sokaklar barış; siz ölüm; sokaklar yaşam; siz beton, sokaklar doğa; siz kul, sokaklar insan; siz hınç; sokaklar gülüş istiyor! Siz parçalayıp yakarken küllerine, sokaklar yeniden doğuyor o küllerden! Kavganın rüzgarı alevlidir, ama rüzgar döndü usta, bu ateş sizi yakacak! Bu inat hiç bitmeyecek! Bugün ODTÜ’ye ruhsatsız inşaatınızın yapılmasını engellemek isteyen silahsız insanlara polisinizle, gaz bombalarınızla saldırdınız. Nedenini sorgulamayı geçti sokaklar usta, adım adım yürüyorlar. Bak yine yükseliyor dalgalar, yaklaşıyor fırtına usta! Rüzgar esiyor efil efil! Ertuğrul Karakaya’yı hatırladın mı usta? Hani ODTÜ’nün ana kapısında süngülerle arkasından öldürdünüz ya! Oranın adı Karakaya girişidir artık, polisiniz giremez oradan, çünkü Ertuğrul hala türkü söyler orada. Bize ninnidir o, lakin sizin kulağınızı sağır eder. Sinan Cemgil’i hatırladın mı kardeş? ODTÜ’nün “hocam” tabirini yaratmıştır o, Nurhak’da nasıl katlettiğinizi hatırlıyor musun? Ulaş Bardakçı peki? Nasıl da Türkiye halklarının kalbine Dev-Genç’i yazdırdığını unutmuş olamazsınız. Maltepe’de nasıl kurşuna dizdiniz onu! Taylan Özgür vardı, öğrenci kongresini basan üsteğmeniniz onu katletmişti! Evet evet, ODTÜ öğretim üyesi Necdet Bulut düşlerinize girmiştir tabi. Trabzon’a gönderip orada katlettirdiğiniz o insanı nasıl unutabilirsiniz ki! Üçlü amfi Necdet Bulut amfisidir ODTÜ’de! Rektörlük işgallerinden kalan yazıları silemediler, Devrim stadında her sene yenilenen ve daha da beyazlaşan DEVRİM’i silemediler usta! Dokuz direği yıkamadılar, rektörlüğün yanında durur, ODTÜ’deki dokuz şanlı direnişi simgeler. Bir direk daha dikiyor ODTÜ bugün oraya! On olacak, tıpkı Kızıldere’deki ON’ların efsanesinin bir hayalet gibi dolaşıyor olması gibi yurdumun üstünde! Yurt, evet yurtlardaki kurşun deliklerini unutmayın, faşizme karşı savaşan ODTÜ’lülerin direnişini simgeler onlar, Deniz’lerin tünellerini, Mahir’in patikalarını hatırlayın. Çünkü ODTÜ demek budur usta! Siz bundan korkuyorsunuz, ve korkmaya devam edin! Çünkü bu tren hızlandı artık, durduramayacaksınız! ODTÜ’den yol geçiremezsiniz, çünkü oradan geçecek tek yol devrimdir. O yoldan gidecekler de bellidir zaten! ODTÜ forumlarından tarih boyunca yükselen sesi dinleyin…. Biz değil bunu tarih söylüyor size! Usulca fısıldıyor bak dinle usta: …. yoook, yoooook, geçit yook, geçit yoooook usta! Bu memleket bizim, toprağı da, havası da, ağacı da, çiçeği de! Nazım gibiyiz işte, bu cehennem de bizim bu hasret de! Biz usta değiliz, biz mahiriz bu konuda, Mahir! Amma ve lakin direniyoruz usta, cünkü bu zulmün zamanı ahir…

Çağhan Kızıl - 10 Eylül 2013

Bazen bir konuşma bir tarihi, bir toplumu değiştirir; Martin Luther King’in „I-have-a-dream“ – “Bir hayalim var!“ konuşmasıda Afroamerikalıların yaşamını değiştirdi. Ve üzerinden 50 yıl geçti!martin

Martin Luther King´in Öğrettikleri  ve Irkcılık!

Düşünceleriyle  ve  sokaktaki renkli eylem önermeleriyle şiddete başvurmadan direnme yöntemlerindeki çeşitlilikleriyle toplumsal yapıyı değiştirmeye zorlayan iki kişi anılmadan olmaz. Bunlardan biri Gandi, diğeri ise Martin Luther King´tir.

Gandi tek kurşun sıkmadan o büyük! ülke İngiltere´yi dize getirip, ülkesini bağımsızlığa götürmüş, Martin Luther King´in mücadelsi ise beyazlara diz çöktürüp, Afromerikaları ikinci sınıf yurttaş olmaktan çıkarmış, ırkcılığa karşı DEVAMI

Devrimciligin Olmazsa Olmazidir Vefa

Özgürlük ve Dayanisma Almanya – ÖDA çerçevesinde toplulugumuzun örgütlü bir durusunu saglamak için son senelerde yogun bir çaba içerisindeyiz.

Hiç kuskusuz, ÖDA sadece eski arkadas iliskilerini bir araya getiren anlayisa sahip degildir. Ama, ayni zamanda eski arkadas çevresine de sunulmus örgütlü bir siyaset davetiyesidir. Bu noktada, eski siyasi iliskilerden gelen arkadaslar arasinda bu çabalara karsilik veren oldugu kadar, halen son derece basit, bir takim eski takintilardan kaynakli karsilik vermeyen bir kesimin mevcudiyeti de biliniyor.

Özgürlük ve Dayanisma, bu çabalara simdiye degin karsilik vermeyen arkadaslarla bir birimizi ikna etme ve birlikte davranma çalismalarina devam edecektir.

Bu yazimin amaci aslinda bir ÖDA tartismasi olmayip, her dönem örgütlü mücadelenin yorulmaz savunucusu ve gücü Cevat Ersoy hocamizdan bahsetmektir.

Vefayi devrimci bir siyasetin olmazsa olmazlari arasinda sayariz. Bundan dolayi, Cevat Abi böyle bir vefayi çoktan haketmistir. O uzun yillar Almanya’da yasamis ve buradaki örgütlü bir mücadele sürdürülmesinin her asamasinda teredütsüz yer almistir. Kendisi Almanya’nin Wetzlar sehrinde yasamaktadir. Wetzlar’da ekmegini ögretmenlik mesleginden kazandi. Devrimci Yol’culugu ise onun yasaminin bir parçasi degil, ta kendisi oldu hep. Onun içindir ki emeklilik sonrasi devrimci çalismalara daha bir agirlik verdi. Özgürlük ve Dayanisma iliskilerine büyük destekler sundu.  ‘BirGün ile Dayanisma’ toplantisinda bagis toplanirken, hatiri sayilir bir miktar  bagis yapinca, saskin bakislar arasinda “Bu bir ihtiyaç!” demesi ona özgü unutulmaz bir anidir. Arkadaslar arasi her kirilma aninda meselelerin kisisellestirilmesine karsi çikar, sorunlarin giderilmesi için çaba sarfederdi.

Cevat Abi son senelerde  ciddi saglik sorunlari yasadi. Halen bu ciddi saglik sorunlariyla mücadele ediyor. Biz yol arkadaslari olarak, ne kadar vefa gösterebildik, ne kadar ona bu mücadeleyi kazanma noktasinda  güç verebildik bilemiyorum.  Ama bildigim sey,  o halen ÖDA’ya  güç veriyor. Özgürlük  ve Dayanisma Almanya’nin  iç hukukuna bagli ve bizi en çok yoran üyelik maddesini geregini hiç aksaksiz yerine getiriyor.

En son Cevat Abi’yi, ‘ÖDP’siz Fatsa, Fatsa’siz ÖDP olmaz’ kampanyasi sirasinda Wetzlar sehrinde yaptigimiz etkinlige tekerlekli sandalyesiyle geldiginde görmüstüm.Ondan sonra benim bildigim kadari ile Cevat hoca artan saglik sorunlarindan dolayi cogu etkiliklere katilamiyor.Ama yüreginin  her etkinlikte bizimle oldugundan hepimiz eminiz.

Vefa hiç kuskusuz bu iki satirlik yazi degildir.Biz yol arkadaslari olarak,Cevat hoca’yi yasamla hastalik arasindaki mücadelesinde yanliz birakmamaliyiz.

Tekrar bu yazinin ilk basina dönersek eger, hepimizin bir Cevat Ersoy olmasi mümkün degil. Devrimciligin geregi örgütlü, bütünlüklü bir olusum sadece ihtiyac  duyanlarla güçlenebilir. Bu ihtiyaci duyan arkadaslarimizla  kis aylari dönemi Özgürlük ve Dayanisma olarak yogun bir mesai tüketecegiz.

Bahari daha güçlü karsilamak için . . .

Fehmi Isleyen

Duisburg, 29 Agustos 2013

SOLIDARITÄT MIT GEZI-PARK GEGEN "BASTA"-REGIME!


Das AKP-Regime richtet mit seiner "totale Macht"-Einstellung das Volk und alle anders Denkenden. Das Volk ist gegen seine "Basta"-Politik und seinen Zerstörungswut, zuletzt aufgrund der Vorfälle in dem berühmten Gezi-Park, dem Hyde Park, Central Park von Istanbul, zu zehntausenden auf die Straßen

Copyright © 2014, info[at]odpalmanya.org,  webdesign: Freiheit und Solidarität e.V., Ulrichstraße 4, 47051 Duisburg, Tel. 0203 3989555, Fax. 0203 3989553